Google Play Store
App Store

İktidarın CHP’yi hedef alan baskı ve kuşatma politikasının en önemli ayaklarından biri de mutlak butlan davası. Bugün görülmeye devam edilecek ceza davasında aralarında Ekrem İmamoğlu, Rıza Akpolat, Cemil Tugay ve Özgür Çelik’in bulunduğu 12 isim, “oylamaya hile karıştırma” iddiasıyla 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyor. Kurultaya ilişkin yürütülen davaların temel konusu ise CHP’ye kayyum atanıp atanmayacağı elbette.

Süreci hukuk açısından değerlendirme işini hukukçulara bırakalım. Bırakalım bırakmasına da hukukun memleketteki siyasi davaların seyri ve sonucuna etkisi, filin sırtına konan sığırcık kuşunun filin bünyesi üzerindeki tesiri kadar. Siyasi dosyaları hukukun kural, kaide ve olağan işleme mantığıyla açıklamak mümkün değil. Davaların seyrini iktidarın yaptığı kâr-zarar hesabı ve potansiyel yönelimleri belirliyor. Dolayısıyla mutlak butlan kararı çıkar mı çıkmaz mı diye düşünürken iktidarın bu meseleden ne beklediğine ve olası sonuçlara dair nasıl bir terazi kurduğuna odaklanmak gerek.

Ekonomik yönden bakılırsa hiç şüphe yok ki mutlak butlan gibi bir yola girilmesi Türkiye’de ciddi bir sarsıntıya neden olacaktır. 19 Mart operasyonunun 50-60 milyar dolar civarında rezerv yakılmasına sebep olduğu düşünüldüğünde CHP’ye fiilen kayyum atamaya yeltenmenin ekonomiye bundan çok daha büyük zararlar vereceğini tahmin etmek için Korkut Boratav olmaya gerek yok. Ne var ki ekonomik faturanın iktidara engel olacağını düşünmek de saflık olur. Geçmiş yılların tecrübesi ortada. Dolayısıyla “ekonomik maliyeti göze alamazlar” tezini geçelim. Ekonomik endişeler zamanlamayı değiştirir ancak sonucu değiştirmez.

Erdoğan CHP’den ne ister? Daha doğru ifadeyle CHP’ye ne olmasını ister? Önemli olan sorular bunlar. Özgür Özel’e defalarca yaptığı “Ankara” çağrısıyla bunun cevabını kendisi verdi aslında. Erdoğan CHP’den süngüsünü indirmesini, iktidara talip olmamasını ve rejimin sınırları içinde kontrollü bir muhalefet olarak kalmasını ister. Çünkü artık CHP, Erdoğan tarafından yönetilen Türkiye’nin birinci partisi ve seçimde Erdoğan’ı geride bırakacak cumhurbaşkanı adaylarına sahip. Adil ya da en azından adil gibi görünen bir siyasi rekabette Erdoğan’ın CHP’yi sandıkta yenebilmesinin koşulları oldukça zayıf. Bu yüzden günün CHP’si, iktidar yolculuğundan vazgeçip kabuğuna çekilmelidir ki düzen böyle sürüp gidebilsin.

Mutlak butlan, rejimin yeni CHP’yi sisteme kabul etmeme sancısının uzantısı. Bu rejimin kodlarında dönüştürücü potansiyele sahip iktidar dışı bir aktöre yer yok. CHP içindeki baskın dinamik rejimin teslim alma stratejisine direnmek olunca, devreye “yargı” sokuldu. Kurultaydaki birkaç yüz oy için ortaya atılan “hile” iddiası, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin kazandığı oydan ileri geliyor. Aslında sorgulanan, kurultayda başkan adaylarına verilen 100-200 oy değil, son seçimde CHP’ye sandıkta liderliği getiren 17 milyon 391 bin oy ve bu oy miktarının bir sonraki seçimlerde işaret ettiği ihtimaller…

Fakat kritik nokta şu: Mutlak butlan CHP’ye vurulacak bir darbe olacak, ortaya çıkacak sonucun kendisi değil. Esas önemli olan, o darbeyle birlikte hangi sonuçların belireceği ve güç dengelerinin olan bitenden nasıl etkileneceği. Bunu anlamak için de butlan sürecinin tamamlayıcı parçalarına bakmak gerekiyor. İstinaf mahkemesinden CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin mutlak butlan kararı çıkarsa, kurultayın tüm sonuçları geçersiz kabul edilecek ve burada genel başkan seçilen Özgür Özel’in koltuğu resmiyette tekrar Kemal Kılıçdaroğlu’na verilecek.

Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararıyla göreve gelme seçeneğine şu ana kadar kapıyı kapatmadı. Ona yakın ve yeni CHP yönetimine mesafeli isimler, mutlak butlanı partiye dönüş bileti ya da en azından “rövanş fırsatı” olarak görüyor. Mağlup CHP’liler ile iktidar arasında bariz şekilde objektif bir işbirliği söz konusu. Bir yandan ana muhalefet partisini iktidar hedefi ve ihtimalinden koparacak mutlak butlan, diğer yandan da parti içindeki statüsünü kurultayla yitiren mağlup CHP’lileri hayli memnun edecek. İki taraf da seçimle alamadığını mahkeme kararıyla almış olacak.

Rejimin açmazı da burada başlıyor. Çünkü CHP’nin bir “tehdit” olmaktan uzaklaşması için liderlik mekanizmasına yapılacak müdahaleden sonra partinin iç kargaşaya sürüklenmesi ve parçalanması gerek. İşte bu da hikâyenin “darbenin yaratacağı sonuç” kısmını oluşturuyor. Peki iktidar, açık ya da zımni olarak işbirliği kurduğu aktörlerle bunu başarabilir mi? Gürsel Tekin hamlesiyle İstanbul’da beklenen sonuca ulaşılamadı. Şimdi de evdeki hesabın çarşıya uymama ihtimali yüksek. Nedeni şu; CHP içindeki muhalefet, partiyi ortadan ikiye bölebilecek güce, itibara ve meşruiyete sahip değil. Gerek parti bürokrasisi gerekse de CHP tabanı düşünüldüğünde, Kılıçdaroğlu’na yakın olsun-olmasın, bir nedenle mevcut CHP yönetimine muhalif olan unsurlar sayısal olarak artık marjinal bir dilime karşılık geliyor.

“Eski CHP” ve ona sadık kadrolar aşama aşama yenildi. Önce Kasım 2023 Kurultayı’nda fiilen, sonra Mart 2024 seçimlerinde, 19 Mart operasyonları sürecinde ve en son da mutlak butlan davasında siyaseten yenildi. Bu CHP’yi geri getirmek, rejimin lehineymiş gibi görünebilir. Ne var ki siyasete böyle bakılamaz. CHP yönetimini tabanda karşılığı kısıtlı olan bir gruba vermek açık bir siyasi hile olarak görülmenin yanında Kasım 2023’te dümene geçerek CHP’yi 47 yıl sonra birinci parti konumuna yükselten “değişim” iradesini ve mevcut toplumsal itiraz potansiyelini ortadan kaldırmayacak. Bu dinamik, mutlaka daha güçlü bir atakla kendi yolunu açacak ve iktidar açısından bugünden daha büyük bir tehlike haline gelecektir.

Özetle iktidarın elinde zararsız ve makbul görünen lakin ana muhalefeti parçalamaya yetmeyecek bir yedek muhalefet var. Anahtar bu kanada verilirse, CHP, tüzel kimliğiyle siyaseten irtifa kaybedecek ama sonrası tufan olabilir. Dünkü sözlerine bakılırsa Bahçeli de butlanı istemiyor. Zira iddiasını kaybetmiş bir CHP, onun rejime sağladığı desteği sorgulanır hale getirebilir. Ancak CHP’nin “sınırları aşmaması” konusunda ortağı Erdoğan ile aynı fikirde olduğu da bir gerçek. Mutlak butlan davasının sonucu ya da sonuçsuzluğu, tüm bileşenleriyle rejimin konuyu nasıl değerlendirdiğinin göstergesi olacak.